Bu site yetişkinlere yönelik bilgiler içermektedir. 18 yaşından küçükler için uygun değildir.

Blog 6 Yaşında




9 Aralık 2010 yılı, ilk yayınımı attığımda gelip geçici bir heves olacak sanmıştım fakat oldukça güzel anıları ve arkadaşları bana kazandırdı bu blog.

Son 2 yıldır oldukça az yazmak durumunda kaldım bazı sebeplerden dolayı. Ne yazık ki ülke olarak gerek içerde gerek çevresinde gerekse dışarda binbir türlü bela ile uiğratığımız için pekte morallerimiz yerinde olamıyor maalesef.

Homofobi ve insanlara tahammülsüzlük arttı. Daha 3 - 4 yıl öncesine kadar onur yürüyüşlerini bir parti havasında yapardık o günler blogumda birer anı olarak kaldı. İnsanları tanıdıkça da bazı şeylerden soğuyoruz işte.

Velhasılı;

Google blogspot hizmeti vermeye devam ettikçe blogta burada yaşamaya devam edecek.

Görüşmek üzere ;)
O Gay Ben de Blog Yazarı

1 Aralık Dünya AIDS Günü



Aids hakkında söylenecek fazla söz yok zaten. Kısaca değinecek olursak AIDS; (Acquired Immune Deficiency Syndrome) yani sonradan kazanılmış bağışıklık sistemi yetersizliği.

İlk adı konduğunda ne olduğu az çok bilinsede neden olduğu konusunda hiç bir bilgi yoktu. Sonradan bir virüsün sebep olduğu yapılan araştırmalar sonucu belirlenince HIV (Human Immunodeficiency Virus - İnsan Bağışıklık Yetersizliği Virüsü) adı kondu. Vücudun bağışıklık sistemini oluşturan akyuvarları hedef alıp kendisi çoğalırken onları zayıflatması sebebiyle vücudun bağışıklık sistemini zayıflatmış oluyor. Vücut normalde rahatlıkla başa çıkabileceği enfeksiyonlarla bile baş edemez hale eliyor. Hiv(+) olan birisinin ilerde  illaki AIDS olacak diye bir derdi yok ama devamlı ilaç kullanarak bu virüsü sınırlayarak bağışıklık sistemini etkilemeyecek halde tutmak mümkün lakin ömür boyu ilaçlara mahkum olmak, giden paralar ve ilaçların yan etkisi düşünüldüğünde "nasılsa kontrol altına alınabiliyor artık","ölümcül hastalıklar listesinden çıkarılıp ilaçla kontrol altında tutulabilen hastalıklar kategorisine eklendi" demek kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil. Bu yüzden özellikle tek gecelik ilişkilere dikkat etmekle birlikte mutlaka kondom kullanılması gerekmektedir. Oral sekste bile ağızda yara varsa bulaşma riskinin olduğunu unutmamak lazım.


Daha düne kadar AIDS'in homoseksüel hastalığı olduğunu varsayan, Tanrının bizleri cezalandırdığını öne süren kişilerin AIDS'în cinsel kimlik tanımadığını en sık görülme oranının da heteroseksüellerde olduğunu (bu normal hetroseksüel kimliğin Dünya'da daha fazla olması) geçte olsa fark etmesi bilinçlenmesi iyi bir şey. Lakin yine de Dünya'da AIDS'e harcanan araştırma giderleri bu hastalığın tedavisi için harcananlardan kat be kat düşük umarım en kısa sürede bu virüsü toptan ortadan silecek bir iğne ilaç vs bulunur.



Video'yu izleyin oldukça çarpıcı !!!



Dünyada savaşa ve silaha harcanan paranın fazla değil 10 da 1 i bile bu tarz hastalıkların tedavisi ve yok edilmesine harcansa sanırım dünyada bu tarz hastalıklar kalmazdı. İnsanoğlu kadar nefret kusan başka bir yaratık olmasa gerek. Yaşadığımız dünyanın bile içine sıçıyoruz sonrada utanmadan yeni dünyalar aramaya kalkıyoruz.





Asrın Vebası AIDS yazımı da okuyunuz!

* İlk yayınlanma ytarihi 1 Aralık 2011
O Gay; Ben de... Blog Yazarı

Kocamı Bir Kere Bile Çıplak Görmedim!




Evet böyle bir başlık atmak istedim çünkü 37 yıllık evliliğinde eşinin eşcinsel olduğunu ancak O öldükten sonra anlayan ve evliliği boyunca O'nun davranışlarına bir türlü anlam veremeyen bir kadının ağzından dökülen cümleler bunlar.

Toplum baskısı, el alem ne der ve kendini perdeleme adına yaşanılan evlilikler ve her iki tarafın da kararan hayatları. 

Oysa sizlere göre eşcinsellik bir "tercih" yada "özenti" değil mi? seçmek kadar kolay işler ve bizler çok narsist ve sadist olduğumuz için bu seçimlerimizden vazgeçmiyoruz. (yerseniz) gelin eşcinselliğimize "tercih" ya da "özenti" olarak bakanlar sadece 1 günlüğüne siz de eşcinselliği tercih edin ve empati yapın zor olmasa gerek bir seçim kadar uzağınızda sonuçta, hatta sadece "hayal" edin. 

Olmadı di mi? Olamaz da, olmuyor da. 

Gelelim Eşcinsel bir adamla evli kalan ve sonradan bunu fark eden bir kadının mektubuna;

Hollanda^daki Volkskrant gazetesinin hafta sonu ekinde her hafta yayınlanan bir röportaj sonucu ortaya çıkan bir olaya buyrun bizlerde şahitlik edelim;
____

Hikayede Valeria takma ismini kullanan kadın bugün 75  yaşında ve 37 yıllık evliliği boyunca, kocası ile sadece üç kez cinsel ilişkide bulunmuş. Ta ki, adam ölene kadar da anlamamış bunun nedenini.

Gençliğimde ‘bir erkek seninle vücudun için beraber olmuyorsa eğer, sana sen olduğun için değer veriyordur’ diye öğrettiler bize rahibeler,” diye anlatıyor kadın.

Ve devam ediyor:

“Evliliğimizin ilk yıllarında kocam bana yaklaşmayınca, aklıma bir şey gelmedi bu yüzden. Bana değer verdiğini düşündüm. Otuz yedi yıl birlikte yaşadım onunla ve o süre boyunca sadece üç kez cinsel ilişkide bulundu benimle. Her defasında da hamile kaldım. Yorganı kafamıza kadar çektikten sonra lambayı kapatırdı ilişki sırasında. Uzun sürmezdi zaten. Üçüncü çocuktan sonra, bir daha da elini sürmedi bana.

Güzel bir adamdı kocam. Çok çekici buluyordum onu, dokunsun istiyordum bana ama o her seferinde itiyordu beni. Bir keresinde sordum hatta. Neden istemiyorsun, dedim ama cevap alamadım soruma. Onu hiç çıplak görmedim ben mesela. Banyonun kapısını hep kilitlerdi. Katolik olmam arzularımı dizginlemeye yetmemişti ama bu konuda konuşmamayı öğretmişti. Hafifmeşrep, ya da seks meraklısı zannederler beni korkusu ile kimseye açamadım derdimi. Ölene kadar, ona dokunamadan, aynı yatağı paylaştım kocamla.

Yatak odasına giden koridorun verdiği acı dayanılmaz olurdu bazen. O yüzden ben erkenden çıkardım odaya. O gece yarısı, bir-iki gibi gelirdi yatağa. Beni bir kez kollarına alsın diye çok geceler bekledim ama, almadı. Beklemekle geçti yıllarım.

Başka yerde köreltmek istemedim duygularımı; onu istiyordum ve iyi ve kötü günde onunla beraber olmak üzere Tanrı’nın önünde yemin etmiştim. Evime, çocuklarıma, işime verdim kendimi sonra. Neyse ki onlar emeklerimin değerini bildiler. İşimde de başarılıydım.

Eşim öldükten sonra, evliliğim sırasında görmediğim sinyalleri bir bir algılamaya başladım. Evlenmeden önce, ‘iki yatak alırız’ demişti bana. O zaman anlam verememiştim ama kabul etmiştim yine de. İki ayrı yatak ve tek bir çarşaf dış dünyaya bizi çift gösteriyordu ama gerçekte iki ayrı, iki yalnız insandık evin içinde.

Öldükten birkaç hafta sonra, 2010 yılında, üç tane adam aradı beni. Kocamı yakından tanıdıklarını söyleyip başsağlığı dilediler bana.

Üçünü de ayrı ayrı eve davet edip konuştum onlarla ve o konuşmalardan sonra birçok şey yerine oturdu. Onun kızgınlıklarının, asabiyetinin, hüsranının, beni reddedişinin, suskunluğunun, birçok şeyin nedenini anladım.  

Öğretmendi. Homoseksüel olduğunu bilselerdi eğer, atarlardı onu işinden.

Hayatını, başkalarını normal olduğuna ikna etmekle geçirmiş meğer. Vizite kartı, kalkanı da benmişim. Aptal de, salak de bana ama aklımın ucundan bile geçmemişti onun homoseksüel olduğu.

62 yaşındaydı kanser olduğunu öğrendiğinde. Bir sene sonra da öldü zaten. Ölüm döşeğinde bile bir şey söylemedi bana. O üç adamla konuştuktan sonra acılarım biraz olsun hafifledi diyebilirim. Karanlık bir evliliğin azabından kurtulmuş, sorularıma cevap almıştım.
Mutsuzluğumuzun nedeni ben değilmişim meğer. Bunu bilmek özgürleştirmişti beni. 

Yalansız yaşamanın nasıl bir şey olduğunu örgendim sonra. Yeni bir insan tanıdım, sevdim, sevildim, kadın olduğumu hissettim ama neyazık ki onu da kaybettim.

Özgürlüğe kavuştum kavuşmasına da, o kaybolan yılların acısı bir türlü çıkmıyor içimden.
Eşim hem kendi hayatını, hem de benimkini mahvetti.
Ne o istediği gibi yaşayabildi, ne de ben.

Birbirimize o kadar yakın olmamıza rağmen, birbirimizin acılarından habersiz bir hayat yaşadık ve en çok ağırıma giden de bu.

Kafama sıkasım geliyor o yıllar aklıma geldikçe. Yazık değil miydi bize?

Ne kadar safmışım, diyorum kendi kendime. Ama benim ne suçum vardı ki?

Rahibeler öyle öğretmişti.”

Benzer yaşamlara, farklı oldukları için, yok edilen, dışlanan, sırlarını kendileri ile birlikte öbür dünyaya götürmek zorunda bırakılan, olduğu gibi yaşama hakkı elinden alınanlara hitaben, onların anısına…

Bron, Volkskrant, 15 Şubat 2014.

Kaynak
O Gay Ben de Blog Yazarı

Kampvuur (Campfire) (2000)



Kamp Ateşi

Yine bir kısa film tanıtımı ile birlikteyiz. Kısa filmler, olayı dallandırıp budaklandırmadan pat diye verir ve siz almak istediğinizi içinden alırsınız :)

Kampvuur, 2000 yılı Belçika yapımı bir film ve imdb'den 6,5 benden ise 8 puan almayı hakketti.

Filmi youtube üzerinden de izleyebilirsiniz. 

Hepimizin okulda favori bir arkadaşı olmuştur hatta bu favori arkadaş biz eşcinsellerin genelde platonik sevgilisi olur. :) Yeri geldiği zaman ödevlerini de yaparsınız çanta, defter, kalemini bile taşırsınız. Bu size koymaz ki bilirim. Bir de o platonik arkadaş ile baş başa kalınmış ise; kafadan geçen düşünceler ve harekete geçen eylemler ne kadar ileri gidebilir ?

Belki platoniğiniz de (ki büyük bir süpriz ve hediye olur) eşcinseldir ama tek sorun kendine bile itiraf edememiştir bilinmez.

Ha unutmadan özellikle okul yıllarında çevreye karşı "perdeleme" yapacak bir sevgili ayarında kız arakadaşı olmuştur (!) ve genelde bu arkadaşlar sizin durumunuzun farkındadır ,siz bilmeseniz bile.





O Gay Ben de Blog Yazarı

Teen Wolf Dizisinde Ereksiyon Mu?




Başlık dikkatinizi çekmiş olabilir fakat olayın detayı yazımın sonunda ;)

2011 yılında gösterime giren ve Ergen, Liseli dizisi diye adlandırılan Teen Wolf; biz eşcinseller açısından gerek görsel :) gerekse görünürlük açısından oldukça faydalı şeyler sunuyor. Rahatlıkla Eşcinsel dostu bir dizi hatta bildiğin bizim için yapılmış dersem abartmamış olurum. Homo-erotik görüntülerin bol bol cirit attığı dizimizde elbette eşcinsel karakterlerimiz de mevcut. Hatta sevişme sahnesi bilem var.

Dizinin 1. bölümünden başlayanlar "kim bu veletler" diyebilir lakin aradan geçen 5 yıl boyunca yaş alan ve üstüne üstük vicut çalışan "ergenlerimiz" yemede yanında yatlık olmuş :D. Seçmece yakışıklılarla dolu diziyi daha önceden tanıtmıştım zaten. Şimdi tekrar ele almış olmamdaki detay 4. Sezon 6. Bölümde saklı :))

Sevdiğim karakterlerin "ölmesi" sonucu diziye uzun bir süre ara vermiştim ilk 3. sezonu izledikten sonra. Hoş "Stiles" terk edilmesi kolay olmayan bir şapşal olsa bile :) Neyse geçenlerde bir Gif dikkatimi çekti ve tekrar başladım acaba hangi bölümden bu kare diye :P Ve ben izlediğimde "oha" hakketten de eleman bildiğin "ereksiyon" olmuş dedim bakalım sizde diyecek misiniz :)

Dylan O'Brien den sonraki ikinci Dylan' ımız Dylan Sprayberry ;)







18 yaşında doğumlu bu genç Kurt diziye 4. Sezonda dahil oluyor ve Liam Dunbar karakterine can veriyor. Oldukça sevimli olduğu için de görüldüğü yerde insanın öpesi gelebilir.




Neysee bir ergenin günlük defterinden kareler modundan çıkıp olaya gelelim. Elemanımız 18 yaşında olunca ergenliğinde verdiği heyecan ile böyle birşey yaşamış olabilir :) Ben görüntüyü de izledim giften de anlaşılıyor bildiğin ereksiyon olmuş bana göre tabii. 

Peki size göre;







Tabii siz o bölümü de izleyin videoda daha belirgin :P

Ogaybende; ergen hayranlara görsel bildirimler servisinden bildirdi esen kalın :D

O Gay Ben de Blog Yazarı

London Spy (2015)




Selam;

Geçenlerde izleyip bitirdiğim bir diziyi sizlere de tanıtayım dedim zira dizimiz eşcinsel içerikli. 

BBC 2 kanalının bizlere armağan ettiği bu dizimiz "eşcinsel sevişme sahneleri çok açık ve fazlaca cüretkar" mihvalinde bi eleştiri almış. 5 bölümlük mini dizinin hiçte öyle göze batar bir sevişme sahnesi yok olanı da oldukça estetik. 5 bölüm ve bölümler yaklaşık 95'er dakika.




Aslında herşey burada başlıyor :)). Elin ovlanları ayak üstü bir birlerini buluyor biz Hornet'te bile bulamıyoruz lol. Neyse diziden de anlaşılacağı üzere eğer beğendiğiniz birisi var ise onunla aynı noktalarda kesişmek için çaba harcayın ;)

Spoiler vermemek için dizi hakkında genel bir bilgi vermicem, siz izleyin yazmak istiyorsanız düşüncelerinizi yorum kısmına yazın :) Birde insan Scottie gibi koruyucu, akıl danışacak ve canınız sıkılınca yanına koşacak bir karakterin hayatında olmasını ister.

Dizi imdb'den 7.7 almış. Benim notum ise 8 olsun :) zira uzun konuşmalar bazen sıkabiliyor ama ingiliz soğukluğu ve ingiliz mimarisi diyorum ve susuyorum ;)

Gelelim her tanıtımımda yaptığım gibi dizinin / filmin yakışıklısına;

Elbette Ben Whishaw (açık eşcinsel) (kendisini Perfüme adlı fimden hatırlayabilirsiniz hani parfüm yapımına kafayı takıp insandan bile yapmaya kalkan dengesiz :P)



O Gay Ben de Blog Yazarı

Kitap Çekilişi Sonucu



Selam,

Bildiğiniz yada bilmediğiniz üzere bir önceki yazımda kitap hediyesi başlıklı bir yazı yazmış bana da hediye olarak gelen kitabı hediye edeceğimi söylemiştim. Gelen yoğun ilgi karşısında nutkum tutuldu tabi (yerseniz). Kazanmak için tek yapmanız gereken yorum yazmak idi. Neysee....

2 kişi yorum yazdı :) bende bu iki kişi arasında çekiliş yaptım. Yazmayanlar acaba out oluruz yada kitap evde birilerinin eline geçer diye mi korktular bilemicem. Belkide adres vermekten çekindiler ama kargo şirketlerinin şubelerine de gönderilebiliyor isminizle gidip alabiliyorsunuz falan.




Her neyse;

Yorum yazan 2 kişinin ismini kağıtlara yazıp içlerinden birisini çektim ve kazanan stark81 adlı yorumcu oldu. Hoş otobüs tekerleğine çıksa idi takdir hakkımı kullanır yine stark81 e yollardım :D. (mahfol xcoach, kıvıran tarafından hunharca .....)

evet kendisi benimle ogaybende@gmail.com adresinden iletişime geçebilir. Twitter DM yada tumblr'dan da iletişime geçebilirsin. ;)

O Gay Ben de Blog Yazarı

Büyük - Oben BUDAK (Kitap Hediye)



Selam;

Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Beyinsiz Gay adlı blogger arkadaşımız blogunda kitap hediye ediyorum diyince bende atladım. :) Yapmamız gereken sadece yorum kısmına yorum yazmakd. Asilden değil ama yedekten de olsa çekilişi kazandım (işin içinde şaibe olduğunu düşünüyorum bilemem) (çekiliş olsa asilden kazanırdım kesin hıh)

Sonuç olarak sağolsun kendisi kitabı kargo ile bana ulaştırdı. Kitabı kitapçıdan mı aldım yoksa okunmuş bir kitap mı bana geldi ayırt edemedim kitapta en ufak bir kırışma bile yoktu. Ben okuduktan sonra oldu tabii :P zira kitabı tek sayfa haline getirip bükerek okurum. Aynı şekilde kitabı okuduktan sonra bende hediye etmeye karar verdim elden ele lol (karhoyla yani) :D

Peki kitapta ne var?

Efendim, kitabın yazarı eşcinsel bir arkadaş imiş, ben yönelimi nedir bilemiyorum. Kitabın adı ise "büyük" ? Bir eşcinsele "büyük" denilince aklınıza ne geliyor? diye sorarsanız cevabı alırsınız, evet evet sizin de aklınıza gelen şey o şey! :))

Adrian karakteri fransız bir erkek, Türk bir kızın peşine takılarak İstanbul'a gelip yerleşiyor, kızda ne kız bildiğin "şirret" böyle birisi ile "tanrıça olsa çekemem" diyerek dakikasında ayrılırsınız ama bizimki neyin kafasında bilemiyorsunuz. Ayrıca Fransız eleman, benim diyen Türk'den daha Türk her şeyi biliyor maşallah bilmediği 2 rekat namaz ::D Ayrıca Fransız olunca tasvir edilen çekiciliği ve cazibeyi siz hayal edin üstüne üstük bir de kaldrıp masaya vurulası cinsten büyük bir penisi var öhm evet başrol oyuncumuz işte böyle birisi.

Okumanız için merakı artırıcı bir kaç detay ise,

- Duşakabin nasıl ve neden kırıldı?

- Homofobi derecesinde straight olan Adrian nasıl oldu da gay oldu ?!? (gay olunmaz doğulur) 

- Kitap yazarı belkide bir straight'ın gözünden bakmaya çalışan bir eşcinsel olduğu için bazı konular "nası yani yahu" edebilir sizi. Zira yazarın düşüncelerini de yansıtıyor ise biraz sıkıntı var ;)

- Angaralı Durgut ile bu Fransızın ne işi olur koca bir bölüm neden ona giydirir anlamlandıramadığınız gibi ne gerek var da diyebilirsiniz.

Neyse fazla spoiler vermeden kitabı hedaye olarak almak isteyen siz değerli okuyucularımın yapması gereken tek şey 1 kere verm. töbe alt tarafa bir yorum yazmak olacak ;) Sonra çekiliş yapıciim ve kargo ile kendisine yolliciim.

Kitabı alınca Sevgilerle Beyinsiz Gay; notu ile karşılaştım mutlu oldum bende dururmuyum bende altına yazdım bi not tabiisi ;)
O Gay Ben de Blog Yazarı

Gay Appsler - 2 - Tanıyalım




Selam;

Bildiğiniz üzere eşcinsel arkadaş bulma (daha doğrusu yatak arkadaşı bulma) programları hakkında yazmaya karar vermiş ve ilk yazımı yazmıştım. Devam edecek olursak;

Gay appsler daha çok taşrada bulunan eşcinseller için hızır gibi yetişti dersek abatmamış oluruz. İnternetin icatından sonra eşcinseller için en büyük buluş bu appsler olsa gerek :P. Fakat internet ve akabinde bu tarz date siteleri ve appslerin hızla artması fast food olayının ilişkiler içerisine de hızla yayılmasına sebep oldu. Kolay erişim hızlı tüketimi getirdi ve Tek Gecelik İlişkiler piyasası oluştu. Yine güvenlik konusu da daha bir öne çıktı. 

Peki bu appslerde neler oluyor;

Neler olmuyor ki :)

- Programların genel olarak işleyiş tarzı ve açılan profiller hep aynı. Kıyı kentlerinden içlere doğru gidildikçe profillerde yazan özlü sözlerle birlikte, profil resimleri de farklılaşmaya başladığını görürsünüz, tıpkı ülkenin iklimi gibi :D akdeniz ikliminden karasal iklime bir kayış. 

- Profil fotoğrafları da yaşlara göre farklılık göstermekte. Daha genç ve özellikle vücut yapmış olanlar "vücut yaptık boru değil gelende ona göre gelsin" ayarını direk resimden vererek baş kısmı kesik fotolar atar iken, bu tarz programları 40 lı yaşlarında yakalamış olan amcalar ise "vücut yok ama mal var" kafasıyla bacak aralarını avuçlamış yada yaymış fotoları ile arz-ı endam etmekteler.

- Yine açık eşcinseller ve tipine güvenip tipime göre gelsinciler direk yüz resimlerini koyabiliyorlar. 

- Yine hiç bir profil bilgisi olmayan hatta ağaç, kuş, öpüşen 2 erkek resmi bile eklemeye tenezzül etmeyen kımıllar ise, selam dahi yazmadan gizli fotografları açma isteği gönderebiliyorlar ki neyin kafasındalar bilemezsiniz.

- Farklı illerde keşfe çıkıp dikkat çekici profilleri ve fotografları ya da facebooktan aldıkları fotograflarla profil açanları da var tabii. Hatta kendiniz bile kendiniz ile orada karşılaşabilirsiniz. Bunlar neyin kafasındalar oda ayrı bi mevzu.

- Özlü sözle döşediğiniz "beni anlamadın ya ben ona yanıyorum" ya da direk olaya girdiğiniz "ateşim çıktı buzum ol" veyahut "aktifsen yazma" - "cılızsan yazma" - "göbekli isen yazma" - "sakal bıyık yerindeyse koşta gel" - "25 üstü kopta gel" vari yazılarla hedef kitlenize mesajlar döşeyebilirsiniz fakat pek işe yaramaz herkes kerkese yazar.

- Ayrıca  aradığınız kişiler ile en azından ilk etapta neler yapmak istiyorsunuz anlamına gelen;

sohbet, randevu, arkadaşlık

veya

- arkadaşlık, ilişki, sohbet, randevu

gibi.

açıklamları profilinize ekleyebilirsiniz. Ama ne olur? Siz bunları yazdınız ve atıyorum sadece sohbet seçeneğini seçtiniz ama profilinize bakan şahıs selam dahi vermeden - arayış? diye olaya dalabilir. ?!? E ben profilde "sadece sohbet" mihvalinde seçmiştim derseniz de "tamam sohbet edelim ben aktifim en fulünden sen" diye muhtemelen sohbete devam ederler :)

- Hatta hızını alamayıp "hepimiz sex için burdayız ihihihi" düşüncesi ile azıp selam dahi vermeden tüm estetiklerden yoksun sikini, götünü, başını, dalını, taşağını pat diye size yollayabilir herşeye hazırlıklı olun.

sonuç olarak oradan aşkı zor bulacağınız gibi birçoğunun orada bulunma sebebinin SEX olduğunu unutmayın. Her gördüğünüz profile, fotoya, atılan resme inanmayın ve bir önceki yazımda bahsettiğim noktalara dikkat edin lütfen.

En bilinen gay dating appslerinden bazıları ise;

Grindr




Ülkemizde yıldızı ilk parlayan program oldu kendisi. Öyleki tüm dikkatleri üzerine çekti. Kurtlar Vadisinin "alın elinize silahı sikin atın dünyayı" temalı içeriğini sakıncalı bulmayan sistem bu programı sakıncalı buldu ve hooop TR den erişime engeli koydu. Programa alışmış olanlar "engel tanımam ulen" diyerek çeşitli programlarla bu duvarı aşsa da maalesef eski popülerliğini kaybetti.En azından ülkemizde :)




Hornet


Bilmeyen, duymayan, kullanmayan yoktur zannımca :) Zira grindr'ın başına engel belası gelince fast food sektörü yeni arayışlara girdi ve hornet hızır gibi yetişti. Program devamlı kendini güncellemekte. Hazırlamış olduğunuz profilinizi kayıt ederek istediğiniz yerden aynı bilgilerle aynı profilinize ulaşabilirsiniz. Telefonumu değiştirdim ama hornetteki sohbetlerim uçtu böhüü durumu yok artık, kayıt ettiğiniz mail adresinizle oturum açın yeter. Programı bilmeyeniniz yoktur size en yakın mesafedekilerden başlayarak uzağa doğru yemek tezgahını önünüze seriyor size de seçmek kalıyor lol. Aman sıkıldım acaba Fransa'nın bilmem neresindeki mutfak nasıl derseniz Keşfet kısmından keşfe çıkabilir vitrine bakarak yutkunurken kendinizi bulabilirsiniz :P. Programda favorilere ekle, beni ekleyeni gör gibi özelliklerin yanında parasını basıp açılan ek özellikler ile senin profilini kimler incelemiş gibi özelliklere de kavuşabilirsiniz.

Growlr







Biz ayıyız kendimize göre de bir inimiz olmalı diyen bear arkadaşlarımızın kullandığı yine yukarıdaki programlara benzer özellik ve amaç güden program.





Bunların haricinde Scruff, planetromeo ve bunlar gibi apps programları mevcut.


Twitter hesabından yapmış olduğum bir ankette ise şöyle bir sonuca ulaştık sevgili okuyucular;



Sonuç olarak;

Arkadaş veya sevgilinizi nereden bulursanız bulun ki şansa kalmış; uzun soluklu ve sadakatli olsun ;)
O Gay Ben de Blog Yazarı

Gay Appsler -1-


Selam;

Özellikle tumblr blogum üzerinden sık sık gelen Hornet ile ilgili sorulara cevap vermek zorunda kalınca blogumda bu tarz appsler hakkında yazım olmadığı aklıma geldi.

Akıllı telefonların ortalıkta olmadığı ericson başta olmak üzere antenli antensiz cep telefonlarının yeni yeni meşhur olduğu zamanlarda, birbirini bulmak isteyen eşcinseller genellikle chat odalarında fink atarlardı :). Bu appslerin atası chat odaları diyebiliriz :P nicknamede tüm özellikler döşenirdi. Ankara_21ap gibi lol. Buradan MSN'e geçilir (o zamanın whatsapp'ı desek yeridir ya da şimdinin Skype'ı) sonra CAM var mı sorusu ile karşılıklı camler açılır ve uyarsa buluşulunurdu falan.


Yine evlilik programlarının atası sayılabilecek sanal buluşma ve buluşturma siteleri vardı ki halen var. Gaydar, sanalalem, gabile, planetromeo vs. Bu siteleri akıllı telefonu olmayan (!) yada olupta yakalanırım korkusu ile gay arama appslerini kuramayan arkadaşlar halen kullanrrlar. Ayrıca "aman o appsler mi et pazarı et" diyerek kendince o ortamdan sıyrılan (!) arkadaşlar da bu appslere karşı mesafeli yaklaşmaktadırlar. Soluğu facebookta alıp yine hornetteki resimleri aratmayan profilleri de birlikte :P

Böyle appsler yokken aklıma şöyle bir şey gelirdi. Ceplerde taşınacak anahtarlık üzerinden yayılan sinyaller ile yakınlarda başka bir bu anahtarlığı kullanan eşcinsel var ise ışıklı veya sesli uyarı verecek yaklaştıkça şiddeti artacak bir şey :D gay radar yani. Kendi gay radarınıza güvenemiyorsanız buna mutlaka güvenin lol. Belki aklıma gelmemiş bunu bir yerlerden okumuşta olablirim o zamanlarda, bilemiyorum artık.




Peki bu uygulamalar ne kadar güvenli?

Bu uygulamalardan ziyade sanal ortamdan başlanacak her türlü ilişkinin kendince tehlikeleri mevcut. Bu tarz programları kullanarak sizleri şantaj malzemesi haline getirmelerine izin vermemek adına kendinizce önlemlerinizi alınız. 

- Profillerde gördüğünüz her resim karşınızdakine ait olacak diye bir şey yok. Fake olabilir.

- Sadece bu appsler üzerinden görüşerek birileri ile direk buluşmaya gitmek yerine whatsapp gibi diğer platformlara geçerek sohbete devam etmek daha mantıklı. Hatta skype'den karşılıklı cam bile açabilirsiniz.

- Kimse heleki bu tarz appslerden görüştüğünüz kişiler sizin aile yapınızı, işinizi, ailevi sorunlarınızı, ailenize açık olup olmadığınızı gibi detayları bilmek zorunda değil. Konuşmak istiyorsanız bile iyice tanıştıktan ve görüştükten sonra konuşun.

- Seni tanıyorum gibi yaklaşımlarla yaklaşıp gizemli ayaklarda takılanlara karşı korkmayın, çekinmeyin. Bu tarz yaklaşımlarla sizlere şantaj uygulanmasına izin vermeyin. Tanıdık bile olsa "senin ne bok işin var burada dallama" deme hakkınız var, sen neden orada isen o da onun için orada ;). Engelleyin gitsin.

- En büyük soru ise Aşk'ı bulabilir miyim. :) Güldüm. -öhüm- elbette bulunabilir ama istisnaidir. Zira oradaki güruhun amacı belli - sex -. Ancak daha çok büyük iller haricindeki illerde cafe bar gibi buluşma ortamları olmadığından ve bu programların acemisi olup duyupta gelenlerler arasında :) olabilir tabii neden olmasın.

- İfşa olmak korkusu yaşıyorsanız "resim atmadan resim isteme" kalıp cümlesini açıklamalara gömün gitsin :P

benim aklıma gelenler bular sizinde eklemek iistedikleriniz varsa çekinmeyin yorumlarda ekleyin. Yine bu tarz appsler üzerinden ilginç (!) olaylar başına gelmiş olanlar var ve paylaşmak isteyen var ise ogaybende@gmail.com adresine mail atabilirler.

Bir dahaki yazımızda hornet, grindr...vb gibi programlardan bahsediciiim efenim esen kalın.

sonraki yazı >>
O Gay Ben de Blog Yazarı

Uitgesproken (2013)



Selam;

Evet hayırlı hayırsız takipçilerim nasılsınız? :)

Size son izlediğim kısa filmi tanıtmak istiyorum. Süresi 15 dk. Zaten kısa filmlerin amacı 90 dk lık sürede vereceği şeyi sıkıştırıp 15 dk ya sığdırmak değil midir :) güzel de sığdırmışlar.

Filmimiz bir grup arkadaşın eşcinsel ve eşcinseller ile! olan imtihanını anlatıyor. Homofobi var, açılma var, eşcinel olduğunu hissetme var:P, kız arkadaş arkasına sığınarak "straight" görüntüsü verme çabası var. var da var.

Değişmeyen tek şey ise;

Homofobik olanların aslında eşcinsel olabileceği gerçeği ve en tehlikelileri de bunlar oluyor maalesef.

Hollanda yapımı bu filmin imdb puanı: 7.0 benim puanım ise 10.

Film tanıtımlarımın olmazsa olmazı ise filmin yauşuklusunu seçme :D

hepsi de iyi hıh.
O Gay Ben de Blog Yazarı